DEPRESYON NEDİR?

Gökçe Özkarar, Uzm. Klinik Psikolog

        Depresyon günümüzde en sık rastlanılan ruhsal problemlerden biridir. İçimizden herhangi birinin yaşamında depresyondan şikayetçi olma riski % 20 olarak bilinmektedir. Bu ruhsal problemin en ciddi yanı ise, oluruna bırakıldığında tekrar geri dönmesidir.

BELİRTİLERİ NELERDİR ?

·                     Kendini devamlı üzgün ve mutsuz hissetmek,

·                     Umutsuzluk,

·                     Suçluluk duygusu,

·                     Öz güvende azalma,

·                     Konsantrasyon ve hafıza zorlukları,

·                     Yaşam enerjisinde azalma, halsizlik,

·                     Yaşamak istememek, ölümle ilgili düşünceler,

·                     Sosyal ilişkilere karşı ilgisizlik ve isteksizlik,

·                     Uyku düzensizliği ( çok uyumak, az uyumak, uyku arasında sıkça uyanmak, uykuya dalamamak, hiç uyuyamamış gibi uyanmak ...),

·                     İştah düzensizlikleri ( çok aşırı yemek veya hiç yemek istememek

          Depresyon tek başına bir ruhsal problem olabileceği gibi, diğer ruhsal problemlerden de kaynaklanabilir ve bu problemlerle beraber seyredebilir. Bu durumda sadece depresyonu iyileştirmeye çalışmak yeterli olmayacaktır.

SEBEPLERİ NELER OLABİLİR ?

            Depresyon sebepleri arasında en sık rastlanılanlardan bazıları şunlardır;

·                     kişinin sevdiği bir yakınından ayrılması (uzak veya yakın zaman içersinde),

·                     sevdiğini kaybetmesi,

·                     bir yakının ölümü,

·                     maddi kayıplar,

·                     çeşitli sebeplerle suçluluk duyulan dönemler,

·                     ilişkisel sorunlar,

·                     benlik arayışları.

Bu yaşamsal sorunlar beynimizi nasıl etkiler ?

          Yukarıda belirtilen durumlar kişinin beyninde duygu durumunu dengeleyen  bazı kimyasal maddelerin azalmasına yol açar; örneğin depresyonda olan kişilerde serotonin ve norepinefrin adlı nörotransmiterler azalma gösterir. Bu biyolojik değişiklik kişinin içinde bulunduğu durumda çözüm üretebilmesini daha da zorlaştırır.

           Örneğin; Wisconsin Üniversitesinde yapılan bir laboratuar araştırması annelerinden ayrı bir kafese alınan yavru sıçanların kısa sürede fiziksel depresyon semptomları gösterdiğini ve serotonin ve norepinefrin düzeylerinin anneleriyle aynı kafeste kalan yavrularınkine göre belirgin düzeyde düştüğünü göstermiştir. Dolayısıyla “ayrılık” gibi bir yaşamsal sorunun biyolojik düzeni bozabildiği savunulmaktadır.

NELER YAPILABİLİR ?

           Depresyonda olan kişi şikayetlerinin ağırlığına göre bir psikiyatrist kontrolünde antidepresan  kullanabilir  veya bir uzman psikolog ile psikoterapi alabilir. Bilimsel araştırmalar, bu iki tedavi biçiminin beraber uygulanmasının en sağlıklı ve kalıcı yöntem olduğunu göstermektedir. Beraber uygulandıkları zaman elde edilen sonuç, tek başına uygulandıklarında ulaşılabilen sonuca göre daha olumludur.

          İlaç neyi hedefler ? Psikoterapi neyi hedefler?

İlaç tedavisi beyindeki kimyasal maddelerin dengesini tekrar kurmayı hedefler. Psikoterapide ise depresyona yol açan esas durumlar üzerinde çalışılır ve kişinin biyolojisini dahi etkileyebilecek güçteki bu olayların o kişi için taşıdığı anlam ve onda yarattığı içsel dinamikler (korkular, hayal kırıklıkları, suçluluklar, isyanlar, arzular, başa çıkma yolları) incelenir.

         İlaç tedavisi sonucunda biyolojik denge onarılırken, psikoterapi sonucunda kişinin yaşanılan durumlar karşısındaki duruşu yenilenir ve ilerde benzer olaylarda tekrar aynı şiddette- hem ruhsal hem biyolojik- sarsılmaması hedeflenir.