|
“Okula
gitmek istemiyoruuuuummmmmmm !” Yaşamın farklı gelişim evreleri ve her evrenin
beraberinde getirdiği bir olgunluk, değişim ve gelişim ve bunlara
paralel olarak da kendine has çatışmalar, zorlanmalar ve problemler
var. Büyümek, gelişmek, öğrenmek ve yeni şeyler
deneyimlemek bir yanıyla gayet
zevkli, keyifli ve heyecan vericidir ; diğer yanıyla da yeni ve bilinmez
olan herşey gibi kaygı ve korku uyandırır. Mezun olmak, işe başlamak,
işten çıkarılmak, terfi etmek, tayin olmak, evlenmek, boşanmak, çocuk
sahibi olmak gibi olumlu ya da olumsuz, keyifli ya da tatsız her yeni şey,
her değişim, her başlangıç veya her son belirli kaygılara ve
korkulara gebedir. Okulda ilk gün ! Çocuklar için de okula başlamak, yeni ve bilinmez
olan herşey gibi heyecan, kaygı ve korku tetikleyici olabilir. Her ne
kadar çalışan anne babaların sayısı arttıkça, çocuklar yuva,
anaokulu, oyun ve etüd merkezleri gibi ev dışındaki faaliyet ve eğitim
alanlarıyla daha erken yaşlarda tanışmaya başladıysa da okuldaki ilk
günlerin heyecan ve kaygı uyandırması normal ve beklenen bir durumdur.
Küçük yaştaki çocuklar (2-7 yaşları arası) ilk kez okula adım
atacakları zaman, anne babalarından ve evlerinden bir süreliğine ayrılmanın
endişesini duyabilir, bunu istemeyebilir ve buna direnebilirler. Bu olağan
zorlanma çoğunlukla birkaç gün içinde azalarak ortadan kalkar ve
adaptasyon gerçekleşir. Ancak bu heyecan, kaygı ve korkular daha yoğun ve
daha uzun süreli yaşanmaya başlandığında okul korkusu halini alır
ve bu da okulu şiddetle reddetme, okula gitmek istememe, okuldan kaçınma,
okulda kalamama ve uzun süre uyum sağlayamama şeklinde kendini gösterir.
Okul korkusunun belirtileri ve olası nedenleri ; Çocukların davranışları bize daima bir şifre
verir, ve durumu isabetli değerlendirebilmemiz için bizim onları deşifre
etmemiz gerekir; çünkü çocuklarda oluşan davranış değişimleri;
korku, kaygı, kızgınlık veya üzüntü gibi bazı yoğun duyguların
bir ifadesidir, bazen bir imdat çığlığı ya da ikaz alarmı niteliğindedir.
Bu açıdan bakıldığında, okula başlamaya dair heyecanı ve
korkuları daha yoğun yaşayan
çocuklarda pazar geceleri ya da pazartesi sabahları ani karın ağrıları,
mide bulantıları veya baş ağrıları görülebilir; okula gitmeleri
gereken günlerde ve okul saati yaklaştıkça artan bu bedensel şikayetler
okuldan kaçınma ihtiyacının ve yaşadıkları korkuların bir dışavurumudur
çoğu zaman; zira evde kalmalarına izin verildiğinde bu bedensel şikayetlerin
birkaç saat içinde geçtiği gözlenir. Korku, bazen kendini öfke
krizleri, huysuzluk nöbetleri olarak da gösterebilir. Bazı çocukların
ise okulun açılma tarihi yaklaştıkça birden aşırı hareketli hale
gelmesi ya da tamamen sessizleşip içine kapanması yine bu korkulara bağlı
gelişen davranış değişimleridir. Bazı ender durumlarda ise çocuklarda
gelişimsel gerileme gözlenebilir; bebek gibi konuşmaya başlama, parmak
emme, yatağını ıslatma veya ritmik hareketlerle sallanma, dönme
bunlar arasında tanımlanabilir. Bazen çocukların okula gitmeye direnmesi, belirli
korku ve endişeler yaşamasının reel sebepleri de olabilir. Evde hasta
bir ebeveynin olması çocuğun evden ve o kişiden ayrılmasını zorlaştırabilir.
Ya da yaşanan bir kayıp, bir ayrılık çocuğun güvenlik hissini ve kırılganlığını
hassaslaştırmış olacağından çocuk yalnız kalmak, güvendiği ve
sevdiği yakınlarından uzak olmakta geçici bir zorlanma yaşayabilir.
Yine benzer şekilde, ev ya da okul değişikliği, başka bir şehre veya
ülkeye taşınmış olmak gibi yaşamsal faktörler de okulun ilk günlerindeki
adaptasyonu zorlaştırabilecek, yavaşlatabilecek etkenlerdendir.
Bazense, daha önce o okulda yaşamış olduğu ve zarar gördüğü şiddetli
bir olay varsa, çocuk okulu ve okuldakileri kendine bir tehdit ve tehlike
olarak algılıyor ve o nedenle belirli spesifik korkular taşıyor
olabilir. Yeniye ve bilinmeze ilişkin soru işaretleri ; Okulun
ilk günü yaklaştıkça çocukların kafasında birçok soru işareti
dolaşmaya başlar ; Okul nasıl bir yer ? Orada neler yapacağım ? Okulda ne kadar zaman geçireceğim ? Öğretmenim kim ? Sınıfım nerede ? Nasıl arkadaşlarım olacak ? Ben okuldayken annem ve babam nerede ve ne yapıyor
olacak ? Ya sınıfımı bulamazsam ... Ya ismimi unutursam ... Ya tuvaletim gelirse ... Ya hata yaparsam ... Ya hastalanırsam ... Ya arkadaşlarım bana gülerse ... Ya arkadaşlarım beni sevmezse ... Çocukların güvende hissedebilmeleri, kaygı ve
heyecanlarını yatıştırabilmeleri ve bu yeni dünyaya daha rahat
adapte olabilmeleri için sorularına olabildiğince net, somut ve detaylı
cevaplar bulabilmeleri ve onların kaygılarını sakin, güçlü ve
olumlu bir biçimde taşıyabilecek istikrarlı anne babaların desteğini
hissedebilmeleri gereklidir. Okul korkusu ile baş etme ; ü
Kayıt
için birlikte gidin; çocuğun okulu, sınıfını görmesi, öğretmeniyle
tanışması, bazı belirsizlikleri ve soru işaretlerini ortadan kalıracak
ve daha güvende hissetmesine yardımcı olacaktır. ü
Çocuğunuzun
duygularını kelimelere dökmesine destek olun;
ifade etmesini cesaretlendirin. İlk günler böyle bir heyecan ya da
korku yaşıyor olmasının anlaşılır bir şey olduğunu paylaşın ve duygularını
normalize edin. Tam olarak neden korktuğunu nelerin onu kaygılandırdığını
anlamaya çalışın. Çocuğunuzun yaşına uygun bir dil kullanarak,
benzer duyguları hissettiğiniz kendi deneyimlerinizden söz edin; işe
başladığınız ilk gününüz ya da yeni bir şehirdeki ilk saatleriniz
gibi... ü
Anne
– baba olarak aranızda net bir fikir, tutum ve davranış birliği
kurun;
limitleriniz ve kurallarınız arkasında istikrarlı ve kararlı bir biçimde
durun. “Çocuklar okula gider” gerçeği ikiniz arasında ve çocuk
karşısında net olmalı. Ebeveynlerden biri çocuğun okula gitmesi
gerektiğini söylerken, diğerinin, bugün karnı ağrıdığı için
gitmese de olabileceğini söylemesi, özellikle de okulun ilk günlerinde
adaptasyonu ve gelişimi ciddi ölçüde sekteye uğratır. ü
Çocuğun
okula gitmediği günlerde (ki bu çok ender olmalı), evde kaldığı
saatleri olabildiğince sıkıcı bir hale getirin.
Evde kalmak, hiçbir zaman okula gitmek durumuna cazip bir
alternatif haline gelmemeli. Uzun uzun televizyon seyretmesine, sizin günlük
programınıza dahil olup sizinle birlikte gezmesine veya alışveriş
yapmasına izin vermeyin. Çocuğun okuldan uzun süre ayrı kalması eğitim
hayatı için bir risk oluştururken; her defasında adaptasyonunu da
zorlaştırır. ü
Çocuğun
korkuları ve tepkileri karşısında sakin ve kontrollü kalın.
Paniklemeyin, endişelenmeyin; unutmayın ki sizin duygularınız ve
tepkileriniz çocuklar için bir referans oluşturur. Siz endişelenirseniz
veya onun korkuları ve direnci karşısında siz paniklerseniz, çocuk
daha fazla panikler, bir kısırdöngü başlar. ü
Okula
bıraktığınızda ve ayrılacağınız anda yine sakin ve olumlu kalın;
endişeli bir yüz ifadesiyle veya özür diler, üzülür bir tavırda
asla ayrılmayın. Daima gülümseyerek el sallayın, ne zaman döneceğinizi
ve onu hangi saatte alacağınızı anlattıktan sonra olumlu bir tonda
vedalaşıp arkanızı dönüp ayrılın. Ağlasa bile, tekrar tekrar
geri dönmeyin. Okulun ve öğretmenin yönergelerine uyun.
Okul çıkışında almaya geldiğinizde veya evde karşıladığınızda
gülümseyerek karşılayın. ü
Okulla
ve öğretmenle kontak halinde olun; gözlemleri ve gelişmeleri
paylaşın. Öğretmenle işbirliği içinde olmanız, çocuğunuzun
okulu, öğretmenini ve arkadaşlarını benimsemesini kolaylaştıracaktır. ü
Attığı
her küçük adımı mutlaka farkedin ve takdir edin;
bazen ödüllendirin. Güzel
bir eğitim yılı dilerim.... Serap
ALTEKİN Uzman
Klinik Psikolog |
|
|