YALNIZLIK KAVRAMI ÜZERİNE...

Serap Altekin

Uzman Klinik Psikolog

İnsan, doğası gereği sosyal bir varlıktır. Toplum dışında ve diğer insanlardan uzak yaşamaya fiziksel olarak bir süre uyum sağlayabilse de, psikolojik açıdan bu zor, karmaşık ve sağlıksızdır. Bu yüzdendir ki eski çağlarda insanlara verilebilen en büyük cezalardan biri toplum dışına sürgüne göndererek onu yalnız bırakma şeklindeydi... Yalnızlık; sadece felsefenin değil sosyoloji ve psikoloji bilimlerinin de önemli bir araştırma ve tartışma konusudur...

Yalnızlık kavramının anlamı ve çağrışımları son derece zengin ve derin olup; kişiye, yere, zamana ve kültürel özelliklere bağlı olarak farklılıklar gösterir. Bir yandan hüzün, mahrumiyet, terkedilmişlik, dışlanmışlık, yabancılaşma ya da desteksizlik gibi olumsuz duyguları çağrıştırırken diğer yandan da, tek başına olabilmek, kendine yetebilmek, kendi kendine ayakta durabilmek, üretebilmek, inzivaya çekilerek verimli ve yaratıcı olabilmek gibi olumlu anlamları da ihtiva eder. Batı kültürlerinde daha çok bireyleşme, ayrışma, bağımsızlaşma ve kendine yetme adına olumlu anlamlar atfedilirken; Doğu kültürlerinde ve Akdeniz toplumlarında yalnızlığa daha çok olumsuz çağrışımlar eşlik eder...

“Tek başınalık” ve “yalnızlık”; diğer bir deyişle “yalnız olmak” ile “kendini yalnız hissetmek” aynı şey değildir !

Tek başına olan biri her zaman yalnız hissetmek zorunda değildir. Gelişim ve olgunlaşma yolunda ilerledikçe, hayatımızda yakın ilişkide olduklarımızı içselleştirdikçe onların yanımızda olmadığı anlarda da aslında bizimle olduklarını hissedebiliriz, bu da onların fiziksel yokluğuna ve tek başınalığımıza tolere etmemizi kolaylaştırır. Ancak olgunluğumuz ve tekamülüz ne düzeyde olursa olsun, zaman zaman hepimiz yalnız hissederiz... Bu his sık, yoğun ve uzun süreli olduğunda daha kronik ve patolojik bir hal alır.

Kronik yalnızlık, fiziksel hastalıklara ve psikolojik problemlere zemin hazırlar !

Herkesin zaman zaman hissettiği yalnızlıktan farklı olarak, kronik yalnızlık; başta kalp ve damar hastalıkları olmak üzere, yüksek tansiyon, obesite, uyku ve yeme bozuklukları gibi birçok problemin ortaya çıkma riskini arttırmaktadır... Bunun yanı sıra, alkol ve madde bağımlılığı, depresyon ve intihar riskini de beraberinde getirmektedir...

İnsan denen sosyal hayvanın, duygusal, ilişkisel ve sosyal ihtiyaçları karşılanamadığında, kendisini güvende ve bir yere, bir gruba ait hissedemez. Gerek fiziksel gerekse psikolojik açıdan sağlıklı, güçlü ve güvenli olabilmek ve potansiyelini optimum oranda gerçekleştirebilmek için insan, yakın ilişki ve iletişime, sosyal paylaşıma ihtiyaç duyar.

Neden ve ne zaman yalnız hissederiz ?

En sıklıkla; ölüm, boşanma, iş değişikliği, adres değişikliği gibi bir ayrılık ve bir kayıp içeren hayat olayları kendimizi yalnız hissetmemize neden olur. Mezuniyet, evlilik, çocuk sahibi olma, terfi etme gibi küçük ya da büyük, olumlu ya da olumsuz pek çok hayatsal değişiklik de benzer şekilde yalnızlık duygusunu tetikleyebilir... Çünkü bu değişikliklerin hepsi, bir şeylere “merhaba” derken bir şeylere “hoşçakal” demek, bir şeylere başlarken bir başka şeyleri bitirmek, bir şeylere veda etmek anlamına gelir... Her seçiş bir vazgeçiştir, her kazanım bir kayıp da içerir... Kayıp da hemen hemen her zaman içinde hüzün, üzüntü ve yalnızlık duygularını da barındırır...

Ergenlik dönemi ve yaşlılık yılları, genellikle insanların daha yalnız hissettiği hayat dönemleridir...  Çocuklukla vedalaşıp yetişkinliğe kanat açtığımız ergenlik döneminde, ilk kez, tekliğimizin bilincine varırız... “Ben sizden farklıyım” diye haykıran bir duruşun ardında “kimse beni anlamıyor” diye yakınan ve yalnız hisseden bir ruh da vardır... Yaşlılık dönemi ise yapılanlarla yapılamayanlara geride kalan bir ömrün muhasebesini içerir içten içe... Yolun çoğu bitmiş belki, azı kalmıştır; zaman değişmiştir, çevreler, insanlar ve hayatlar değişmiştir; ve insan yalnız hisseder... Yalnız geldiği dünyadan yine yalnız gidecektir, bunu bilir...

Öz güven ve öz saygı eksikliği de, insanın kendini değersiz, boş ve boşlukta hissetmesine neden olarak yalnızlık hissine zemin hazırlar...

Modern şehir hayatının ve teknolojinin kaçınılmaz yansıması olarak yalnızlık ve yabancılaşma...

Endüstrileşme ve modernleşme hareketiyle; özellikle de telefon, cep telefonu, televizyon, bilgisayar, internet kullanımının yaygınlaşması ile birlikte uzaklar yakın, özel alanlar kamusal, mahremler aleni olurken, sosyal hayat da yerini yavaş yavaş bireysel hayata ve o da yalnızlığa bıraktı...

İstatistiklere göre, kalabalık metropollerde yaşayan insanlar kendilerini daha fazla yalnız hissediyorlar... Modern şehir hayatında aileler küçüldü, sosyal bağlar zayıfladı, komşuluk, akrabalık, ahbaplık, arkadaşlık ilişkileri yoğunluğunu ve maalesef önemini, değerini kaybetti, bazı değerlerin içi boşaldı ve tüm bunların nihayetinde de kalabalıklar içinde yalnız olmak kaçınılmaz son oldu...

İnsan, yalnız olduğunun farkında olan tek varlıktır.

Yalnızlığının farkına varan insan, bu yalnızlığını paylaşmak için, kendini bir başkasının varlığı yoluyla gerçekleştirebilmek ve anlamlı kılabilmek için bağ kurmaya, iletişim kurmaya ve ilişki kurmaya ihtiyaç duyar. Ama belki de Özdemir Asaf’ın da dediği gibi; “Yalnızlık duygusu içe ait bir kavram olduğu için paylaşılamaz. Paylaşılsaydı adı yalnızlık olmazdı”...

 

REFERANSLAR :

Bowlby, J., (1969). Attachment. New York: Basic Books.

Bowlby, J., (1980). Loss. Sadness and Depression. New York: Basic Books.

Burger, J. M. (1995). Individual differences in preference for solitude. Journal of Research in Personality, 29, 85-108.

Cacioppo, J. T., Hawkley, L. C., & Berntson, G. G. (2003). The anatomy of loneliness. Current Directions in Psychological Science, 12, 71-74.

Cacioppo, J. T., Hawkley, L. C., Crawford, L. E., Ernst, J. M., Burleson, M. H., Kowaleski, M. A., Malarkey, W. B., Van Cauter, E., & Berntson, G. G. (2002). Loneliness and health: Potential mechanisms. Psychosomatic Medicine, 64, 407-417.

Dowrick, S. (1991). Intimacy and solitude. New York: Norton.

Ernst, J. M., & Cacioppo, J. T. (1999). Lonely hearts: Psychological perspectives on loneliness. Applied Preventive Psychology, 8, 1-22.

Erten, Y., (2001). Yalnızlık - Yanlışlık. Psikanaliz Yazıları Yalnuzlık Özel Sayısı, Bağlam Yayınları, İstanbul.

Essex, M. J., & Nam, S. (1987). Marital status and loneliness among older women: The differential importance of close family and friends. Journal of Marriage and the Family, 49, 93-106.

Fischer, C. S., & Phillips, S. L. (1982). Who is alone? Social characteristics of people with small networks. In L. A. Peplau & D. Perlman (Eds.), Loneliness: A sourcebook of current theory, research, and therapy (pp. 21-39). NY: Wiley.

Giddens, A. (1994). Modernliğin Sonuçları. Ayrıntı Yayınları, İstanbul.

Hawkley, L. C., Burleson, M. H., Berntson, G. G., & Cacioppo, J. T. (2003). Loneliness in everyday life: Cardiovascular activity, psychosocial context, and health behaviors. Journal of Personality and Social Psychology, 85, 105-120.

Hughes, M., & Grove, W. R. (1981). Living alone, social integration, and mental health. American Journal of Sociology, 87, 51-75.

Laslett, P., & Gibson, H. B. (2000). Loneliness in later life. Houndmills, England: Palgrave Macmillan.

Long, C. R., Seburn, M., Averill, J. R., & More, T. A. (2003). Solitude experiences: Varieties, settings, and individual differences. Personality and Social Psychology Bulletin, 29, 578-583.

Rook, K. S. (1984). Research on social support, loneliness, and social isolation: Toward an integration. In P. Shaver (Ed.), Review of personality and social psychology (Vol. 5, pp. 239-264). Beverly Hills, CA: Sage.

Storr, A. (1988). Solitude: A return to the self. NY: Ballantine Books.

Schonwald, J.,NIA will fund study about loneliness, its physical risks

Trout, D. L. (1980). The role of social isolation in suicide. Suicide and Life-Threatening Behavior, 10.

Tükel R., (2001). Yalnızlık üzerine notlar. Psikanaliz Yazıları Yalnızlık Özel Sayısı, Bağlam Yayınları, İstanbul.

Winnicott, D. W. (1958), The Capacity to be Alone. The Maturational Processes and The Facilitating Environment.